Archive for the ‘Bitkiler’ Category
| Sağlık için soğan yiyin |
| Alternatif tıbbın baştacı soğan, kanserden kalbe kadar her türlü hastalığa deva oluyor. Sarı ve beyaz renkli olanlar daha da faydalı..Mutfaklarımızın “olmazsa olmaz” sebzeleri arasındaki soğanın bir çok hastalığın tedavisinde yardımcı olduğu belirtiliyor. Soğan 6000 yıldır alternatif tıpta çok sayıda hastalığın tedavisinde kullanılyor.ABD`li ünlü bilimadamı Prof. Dr. Victor Gurewich`in, kalp hastalarına önerdiği tek şey “soğan yemek“ Uzmanlar soğanın kandaki kolesterol oranını düşürdüğünün ve “iyi kolesterol“ olarak bilinen HDL`yi yükselttiğinin araştırmalarla kanıtlandığını anlattı.
Dr Gurewich, çiğ soğanın haşlanmış veya kızartılmış soğana oranla HDL`nin yükselmesinde daha etkili olduğunu, ancak haşlanmış soğanın da kalbe başka yararlarının bulunduğunu açıklamış.Haşlanmış soğanın kanı temizlediğini, kanın pıhtılaşmasını önlediğini, hatta pıhtılaşmış kanı tedavi ederek damar tıkanıklığına engel olduğunu anlatan Dr. Gurewich, bu yüzden doktorların hastalarına, günde yarım soğan yemeyi ya da soğan suyu içmeyi önerdiklerini söyledi. Şeker Hastaları için İdeal Besin Soğanın, aynı zamanda doğal bir antibiyotik olduğuna dikkat çeken Rus bilimadamları, soğanın birçok bakteriyi en iyi şekilde yok eden sebze olduğunu, ağızda oluşan bir yaranın, soğan çiğnenmek suretiyle yok edilebileceğini öne sürüyorlar.Eskiden savaşlarda askerlerin yaralarını tedavi etmek için de kullanılan soğanın, acıyı aldığına, uykusuzluğa iyi geldiğine, sinirleri yatıştırdığına ilişkin görüşler bulunuyor. Mikrobik hastalıklara karşı etkili olan soğan, alternatif tıpta özellikle dizanteri gibi bağırsak hastalıklarını, öksürüğü ve boğaz enfeksiyonlarını tedavi amacıyla da kullanılıyor.Hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırma da, soğanın kanser üreten hücreleri yok ettiğini ortaya koydu. “Her türlü hastalığı yenen, mucize bir besin“ olarak nitelendirilen soğanın sağlığa faydalı olabilmesi için tüketimle ilgili şu önerilerde bulunuluyor: “Sarı ve beyaz soğanı tercih edin. Rengi kırmızıya kaçan soğanların HDL kolesterolü üzerinde daha az etkili olduğu biliniyor. Kandaki pıhtılaşmanın önlenmesi açısından hem çiğ hem de haşlanmış soğan yiyebilirsiniz. Kanınızdaki, kalbe yararlı olan HDL`yi yükseltmek istiyorsanız, soğanı çiğ yemelisiniz. |
| Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr |

AT KUYRUĞU
Latince ismi : Equisetum arvense
Ortak isimleri :
Atkuyruğu (horsetail)
Temizleme kamışı (scouring rush)
Çayır atkuyruğu (field horsetail)
Bilimsel adı :
Equisetum arvense L.
Sembolü : QAR
Yaşama süresi : Yıl boyu sürer
Kökeni : yerel
Mevsimi : serin havalar
Yetişme özellikleri : Hava durumuna dayanıklı biçimde oynak eklemli dalları vardır. İki farklı şekildedir.Birincisi, ilkbaharın başında bilya yatağı şeklinde gelişen, basit, yalın verimsiz bir saptır. İkinci dalında ince halkalar biçiminde dizilmiş yaprakları vardır, yeşil eklemlidir. Kökler, rhizomatous ve yumru kökten ibarettir.
Çiçekleri : Pek çiçeği yoktur, fakat bir külah biçiminde, ¾ – 1 ½ inç arası uzunluklardadır.
Meyve ve tohumları : Spor ile çoğalır. Spor keseleri aşık sarı toz halindedir.
Yaprakları : Küçük ve pul biçiminde, geneli yeşil olmayan, yaprakları halka şeklinde dizilmiş ve tohumunun etrafı zırhlı, birleşik tabanlıdır.
Ekolojik (çevrebilimsel) bakımdan uyarlanışı
Çayır atkuyruğu otu, ormanlık alanlarda, tarlalarda, çayırlarda ve bataklıklarda ve derenin yanındaki nemli topraklarda,nehirlerde,göllerde ve deprem bölgelerinde (karışıklığın hüküm sürdüğü bölgelerde) bulunur. Çayır atkuyruğu otu genellikle nemli yerlerde bulunur. Fakat aynı zamanda kuru, yol kenarı, demir yolundaki toprak set ve çukurlar gibi verimsiz yerlerde de bulunabilir.
Atkuyruğu otu, yoğun neme karşın duyarlıdır; kurak koşullarda ise yeni filizlerin oluşumunda azalma görülür.
Toprakları : yağmurlu topraklar
Ortak Türleri : Batlık hasırotu, bataklık otu (saz)
Kullanımı ve idaresi :
Amerikan yerliler ve eski göçmenler atkuyruğu otundan çay yapıp, diyuretik (idrar söktürücü) olarak kullanırlardı. Çayır atkuyruğu otu, atlar için bir öksürük ilacı olarak kullanılırdı. Atkuyruğu otundan, iri ve sert tüylü olan oklu kirpilerden korunmak için, hayvan inleri ve giysiler boyanırdı. Nesneleri temizlemek ve cilalamak için kullanılırdı. Taze filizler pişmiş ya da çiğ olarak yenilebilir.
Atkuyruğundan elde edilen çekilmiş silis ile yeniden mineralleştirme ve diyuretik (idrar söktürücü) için kullanmak üzere ilaçlar üretilmiştir.Biojenik silislerin diğer kullanımları endüstriyel ilaçlar olarak (aşındırıcı, diş macunu, kumaş koruyucu, optik lifler, boya koyulaştırıcı) deterjan ve temizleyici olarak kullanılabilir.1970’lerde yaygın bir şekilde eczada, yapraklarının kokusu parfüm olarak kullanılırdı fakat şimdilerde çok az kullanılmaktadır. Bunlar yemeklere lezzet vermek ve yemek tadının güzelleşmesi için de kullanılabilir.
Atkuyruğu ( Equisetum arvense ), kırkilitotu , zemberekotu , çamotu , kırkboğum , tilkikuyrığu ve katırkuyruğu olarak da tanınır. İlkbahar başlangıcında, derinlere kök salmış olan köksaptan, önce spor taşıyıcı kahverengi başak sapları çıkar. Düzgün yapılı küçük çam ağaçlarını andıran 40-50cm boyundaki yeşil yaz kuyruğu ise daha sonra çıkar.Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bitkilerdir. Gövdesi silindir biçiminde, dallı veya dalsız, yeşil veya esmer-yeşil renkli, sert ve içi boştur. Yaprakları çok küçük, pul biçiminde ve sivri uçludur. Spor ile çoğalırlar.Spor keseleri verimli gövdelerinin uçlarında başak şeklinde toplanmışlardır. Türkiye’de 7 kadar türü yetişmektedir. Saponin , %60-70 silisilik asit , potasyum tuzları , tanen ve az miktarda alkaloitler (palustrin, nikotin ve diğerleri) içerirler. Atkuyruğu , tarlalarda, dere kıyılarında ve eğimli arazilerde yetişir. Balçıklı toprakta yetişenleri en şifalı olanlarıdır. Yetiştiği yere göre %60-70 silisik asit içerir ve bu oran onun şifalı etkinliğini arttırır. Doğal olarak, yapay gübre kullanılan tarlalardan toplanılmaması gerekir. Dalları en ince olan atkuyruğu cinsi genellikle ormanlarda ve orman kıyılarında yetişir. Bu cins de şifalıdır. Bataklık, karasuluk yerlerde ve dağlık meralarda yetişen, parmak kalınlığında saplı ve yüksek boylu bitki ( Equisetum hiemale ) ise yalnızca dıştan, banyo katkısı (oturma banyosu) olarak kullanılmalıdır! Genç sürgünleri yiyen hayvanlarda, kan işemesi ile belirlenen zehirlenmeler görülür. Özellikle sığır ve atlar bu bitkiye karşı duyarlıdır. Kurutma ile zehirlilik etkisi azalmaz. İnsanlarda da aynı şekilde zehirlenme belirtileri görülmektedir. Bu nedenle dikkatle kullanılması ve belirtilen miktarların üzerinde kullanılmaması gereken bir drogdur. Çayı yapılacak bitkilerin, tarlalardan, orman kıyılarından ve dere kıyılarından toplanması gerekir. Çay için toplanacak bitkiler( Equisetum arvense) , 25-60 cm yükseklikte ve sapı 3-6 mm civarında olan türlerdir. Mayıs-Haziran döneminde, henüz canlı yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamamlanmış olur. Yapraklar ovuşturularak saptan ayrılır vebir örgüye serilerek 1-2 gün boyunca tam olarak kurumaya bırakılır. Sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.
Büyük Nevrolog Dr. Wagner- Jaureg, yazılarında şöyle diyor : “ Tüm sinir hastalarının üçte ikisi, eğer böbrekleri sağlıklı olmuş olsaydı, sinir kliniklerine girmek zorunda kalmazdı” Bu gerçeği öğrendiğimden beri, böbrek rahatsızlığından ötürü depresyonlar, saplantılar ve cinnet krizleri nedeniyle sağlıklarını yitirmiş kişilere atkuyruğu oturma banyoları önererek, onları akıl hastanelerinden kurtarmayı başardım. Bu tür olaylarda, ısırganotu ve civanperçemi yanı sıra, atkuyruğu çayı da, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki bardak içilmelidir. Tüm belirtileri ile kanıtlanmış böbrek düzensizliklerinde, oturma banyoları taze atkuyruğu ile hazırlanmalıdır.
Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki (ince saplı olan 3-6 mm, 25-60 cm yükseklik), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 15-20 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak aç karnına veya öğün aralarında soğutulmadan içilir.
Oturma banyoları: Daha önce de belirtmiş olduğum gibi, en iyisi, bataklık ve karasuluk yerlerde yetişen kalın saplı ve uzun boylu bitkinin (1-2 m) kullanılmasıdır. Bir banyo için, beş litrelik bir kova dolusu bitki gerekmektedir . Oturma banyolarında, böbrekler suyun içinde kalmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornoza sarınarak bir saat kadar yatakta terlendikten sonra kurulanılarak, kuru iç çamaşırı giyilir. Oturma banyosu suyu, sonradan ısıtılarak, iki kere daha kullanılabilir. 4-5 litrelik bir kova dolusu taze bitki veya 100g kurutulmuş bitki, akşamdan 3-4 litre suya yatırılır. Ertesi gün kaynama derecisine kadar ısıtılır ve süzüldükten sonra küvet içindeki banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır! Banyo suyu böbreklerin üstüne çıkmalıdır. Banyodan sonra kurulanılmamalı ve bir bornoza sarınarak yatakta dinlenilmelidir.
Bitki Buğu Kompresi : İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki bir süzgece koyularak, içinde su kaynamakta olan bir kabın üstüne yerleştirilir ve üstü kapatılır. Kompresin soğumamasına özen göstermek gerekir! Birkaç saat veya gece boyunca etkilememeye bırakılır..
Lapa kompresi: Taze bitki iyice yıkanır ve bir tahta tablanın üstünde lapa haline gelene kadar ezilir.
Referanslar:
1- “Gesundheit aus der Apotheke Gottes” “Tanrı’nın Eczanesinden Saglık”, Maria Treben
2- Türkiye’de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.
3- “Bir Yudum Sağlık”,N.Eröztürk, Anahtar yayınları,200
Mesane, böbrek, taş ve kum rahatsızlıkları için
Tüm insanlar bir yaştan sonra bunu içmelidir…
Mesane, böbrek, taş ve kum rahatsızlıkları için
bir reçete:
Atkuyruğu, kırkilitotu , zemberekotu , çamotu , kırkboğum , tilkikuyruğu ve katırkuyruğu olarak da tanınır.
Bu bitki, özellikle kanama durdurucu özelliği ve ağır mesane ve böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri tanınmaktaydı.
Atkuyruğu , kanamalarda, kan kusmalarda, mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, benzeri bulunamaz ve yeri doldurulamaz bir şifalı bitkidir. Eski rahatsızlıklarda, çürüyen yaralarda ve hatta kanser türü çıbanlarda bile atkuyruğu alışılmamış hizmetler sağlar. Genellikle, ıslak ve sıcak bitki nemli bezlere yatırılarak, hasta bölgeye kompres ( bitki lapası ) olarak uygulanır.
İsviçreli herbalist Künzle’nin söylediğine göre ;”Tüm insanlar, bir yaştan sonra sürekli olarak atkuyruğu çayı içmelidirler.” Tüm romatizma, gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık devresi yaşanabilir. Anlattığına göre, 86 yaşındaki bir adam, atkuyruğu buğu kompresi sayesinde korkunç taş hastalığından kurtulmuş ve daha uzun yıllar ağrı çekmeden yaşamış.
Ayrıca şunları da ekliyor Künzle : ”En ağır kanamalar veya kan kusmaları, atkuyruğu çayı içilerek en kısa sürede veya hemen iyileşir !” Ağrılı mesane üşütmeleri ve kramplara karşı, kaynatılmış bitkinin buğusu 10 dakika kadar mesane bölgesine uygulanır . Bu tedavi biçimi birkaç kere yinelendiğinde hastalık tümüyle atlatılır.

ANASON Latince ismi : Pimpinella anisum Yöresel adları: Enison, nanahan Bitki özellikleri: Küçük beyaz çiçekli, 30-60cm yükseklikte, tüylü, bir yıllık bir kültür bitkisidir. Doğada aramamak gerekir. Bileşim: Herkesin tanıdığı, hoş, aromatik bir kokusu vardır. Genelde %2-4 oranında değişen uçucu yağdan kaynaklanır bu koku. Anethol, uçucu yağın ana maddesidir. Ayrıca şeker ve albümin de içerir. Toplama ve hazırlama: Bir kültür bitkisi olan anasonun doğada aranmasına gerek yoktur. Baharatçılardan satın alınabilir. Kullanım alanları ve biçimleri: Anason öncelikle gaz söktürücü, mideyi güçlendirici ve öksürüğü yatıştırıcı olarak kullanılmalıdır. Sürekli hıçkırıklarda bir bardak anason çayı denenebilir. İştah açıcı, mideyi rahatlatıcı, yatıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı olarak kullanılabilir. Uykusuzluğa karşı da denenebilir. Bebeklere ve küçük çocuklara gaz sıkıntılarında ve öksürüklerde anason çayı içirilmelidir. Tadı ve kokusu hoş olmayan bitki çaylarına veya bitkisel kaynaklı ilaçlara aroma katkısı olarak da kullanılabilir. Anason çayı, yeterli olmayan anne sütünü arttırır.Başlangıçta, mide şişkinliğine ve gazına karşı anasonun yararlarından söz edilmişti. Evet, anason bu alanda oldukça rahatlatıcıdır, ama frenk kimyonu ondan da etkilidir. Öksürük tedavisinde de, anasondan önce rezene gelir. Belki anason etkinlik açısından bu iki bitkinin gerisinde kalabilir, ama onun öne çıkan özelliği de, tadının çok iyi olmasıdır. Bu nedenle, yetişkinler ve çocuklar için mide şişkinliği ve gazına karşı hazırlanacak çaylarda, bu üç bitkinin eşit oranda karıştırılarak kullanılması çok daha yararlı olacaktır. Anason çayı: Havanda hafifçe ezilmiş 1-2 çay kaşığı dolusu anason, 1 bardak kaynar suyla haşlanır ve demlenmesi için 8-10 dakika beklendikten sonra süzülür. Öksürüğe karşı, günde 2-4 bardak çay, bal ile tatlandırılarak içilir. Mide şişkinliğine karşı yine günde 2-3 bardak çay, tatlandırılmadan içilmelidir. Anasonun havanda hafifçe ezme işlemi, her çay demlenmesinde taze olarak yapılmalıdır. Yan etkiler: Çok ender olmakla birlikte, solunum yolları veya sindirim organları alerjisi görülebilir. Bu durumda çay kullanımını kesmek gerekir. Başka hiçbir yan etkisi yoktur. Anason neye iyi geliyor Anason hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı artırır. Kusmaları ve ishali keser. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Ancak, aybaşı kanamaları ve hamilelik döneminde kullanılmaz. Anne sütünü artırır. Sinirleri yatıştırır. Migren ağrılarını keser. Beyin yorgunluğunu giderir. Uyku verir. Kalbi kuvvetlendirir. Kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Cinsel arzuları kamçılar. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir. Öksürüğü keser. Yaşlılarda meme sarkmasını önler. Fazla miktarda kullanıldığı zaman uyuşukluk verir. Anason: (Anis / Anis / Anise) Haziran-Ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi bos, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalp biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut seklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sari renklidir.Basta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vataninin Anadolu olduğu tahmin edilmektedir.Meyvelerinde nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalp çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında bas ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebep olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kasığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Bütün Anadolu Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyveleri ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrar artırır. Migren ağrılarını keser. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir. Diğer İsimleri: Raziyane, Enison, Nanahan. Latince Adı: Pimpinella Anisum. Bitki: Yaz aylarında beyaz renkli çiçekler açan 40-60 cm yüksekliğinde otsu bir bitkidir. Yetiştiği Yerler: Orta Avrupa, Rusya, Doğu Hindistan ve Akdeniz iklimine sahip ülkelerde mevcuttur. Türkiye’de de başta Ege bölgesi olmak üzere tüm Anadolu’da bilhassa Antalya, Aydın, Burdur, Isparta, İzmir, Muğla ve Manisa da yetiştirilmektedir. Tarihçe: .. Kullanılışı: Tamamen olgunlaştıktan sonra temmuz, ağustos aylarında toplanarak gölgede kurutulan meyveleri ve meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen yağı kullanılır. Kuru meyveler toz haline getirilir veya suyla birlikte kaynatılarak suyu içilir. Anason meyveleri 2 mm genişlikte 6 mm uzunlukta armut şeklinde yeşil- gri renkli üzeri tüylü tanelerdir. Kuvvetli ve özel bir kokusu ve baharlı hafif acı, yakıcı lezzeti vardır. Anason ilaç olarak kullanımının dışında içecek olarak ve çöreklere koku ve lezzet vermesi için de kullanılabilir İçindeki Maddeler: Nişasta, müsi- laj, sabit ve uçucu yağ vardır. Uçucu yağ içinde etkili madde olan anethol ile az miktarda estragol ve terpenler var- dır. Tıbbî Etkiler: Acı ve yakıcı tadı, kokusu sebebiyle tükürük ve mide ifrazatını çoğaltır, dolayısıyla iştah açar, hazmı kolaylaştırır, barsak gazlarının meydana gelmesini önler. Hazımsızlık ve bağırsak gazları için 1 su bardağı kaynar suya 1 tatlı kaşığı anason atılarak karıştırılır. Daha sonra bal veya şeker ile hafif tatlandırılarak içilir. Anethol müsekkin ve barsak spazmlarını sancıları çözücüdür. Fazlası hafif sarhoşluk ve sonra da ağır uyku verir. Bu özelliği sebebiyle gaz şikayetleri dolayısıyla uyumayan çocuklara hem ağrıyı gidermek hem de uyutmak maksadıyla anason çayı içirilmesi çok bilinen bir uygulamadır. Bebeklere anason çayı hazırlamak için 2 çay kaşığı anason tohumu, 2 çay bardağı suda haşlanır. tatlandırmak için içine biraz bal veya şeker ilave edilebilir. Elde edilen bu sıvıdan bebeklere günde 3 kez 2 çay kaşığı verilir. Anason çayı süt veren hanımlarda sütü arttırır, öksürüklerde göğsü yumuşatır. Süt arttırıcı etki için 30 gr. anason yaprağı 1 litre suda kaynatılır ve yemeklerden önce 3′er çorba kaşığı içilir. Anason yağı vazelin ile karıştırılarak vücut bitlerine karşı kullanılabilir. Müsilaj sebebiyle hafif müshil et- kilidir. Ayrıca idrar söktürür







