| Vitaminler Minerallerle İşe Yarar |
| Vücut için gerekli besin maddeleri anıldığında ilk olarak vitaminler akla geliyor. Oysa vitaminler ne kadar gerekliyse mineraller de o kadar vazgeçilmez. Hatta mineralleri `Besinlerin Sinderellası` olarak tanımlayan Dr. Earl Mindell`a göre vitaminler ne kadar önemli olursa olsunlar mineraller olmadan faydalı değiller. Mindell, en çok bilinen yedi mineralin kalsiyum, iyot, demir, magnezyum, fosfor, selenyum ve çinko olduğunu, vücudun düzenli fonksiyonları için ise gerçekte 18 mineral gerektiğini vurguluyor. Mindell, minerallerin yardımı olmadan vitaminlerin işlev gösteremeyeceğini savunarak, “Vücudunuz bu ikilinin birlikteliğine ihtiyaç duyar” diyor. Mineraller Kalsiyum • Kemikleri ve dişleri korur, kemik kaybı ve kırılması riskini azaltır. Demir • Büyümeye yardım eder. Magnezyum • Yağların yakılmasına ve enerji üretimine yardımcı olur. Potasyum • Beyne oksijen göndererek zihinsel faaliyetlerimize yardım eder. Selenyum • Çeşitli kanserlere karşı korur. Çinko • Dahili ve harici yaraların iyileşme süresini hızlandırır. Manganez • Bitkinliğin giderilmesine yardımcı olur. Vitaminlerle ilgili şaşırtıcı gerçekler • Bir sigara 25 – 100 miligram C vitaminini yok eder. Vitaminlerin alfabesi – 3 Folik asit (Folate) • Kalp hastalığı riskini azaltır. İnositol • Kolesterol seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olur. C vitamini • Yaraları, yanıkları ve kanayan diş etlerini iyileştirir. D vitamini • Güçlü kemik ve dişler için kalsiyum ve fosforu kullanır. E vitamini • Hücresel yaşlanmayı yavaşlatarak daha genç görünmenizi sağlar. Hangi mesleğe hangi vitamin • Dansçılar: Kalsiyum – magnezyum kompleks (soya isoflavonoidler ile birlikte), sabah ve akşam 2 tablet, Koenzim – Q10, günlük 30 – 100 miligram, günlük 1000 mcg octocosanol en iyi tamamlayıcılardır. • Atletler: Eğer hareketli sporlarla uğraşıyorsanız daha fazla kompleks karbonhidrat ve proteine ihtiyaç duyarsınız. Su kaybına karşı da taze ya da hazır meyve suları susuzluğu giderici en iyi, hızlı enerji içeceğidir. Tamamlaycı olarak günde iki kez 50 miligram B kompleks, günlük 30 – 100 miligram koenzim – Q10, günde 3 kez 1000 mcg. octocosanol alabilirsiniz. • Koşucular: Çekirdek, yer fıstığı, C, E vitaminleri ve selenyum gibi antioksidan alımını arttırmalısınız. Ayrıca sabah ve akşam 50 miligram B kompleks almalısınız. Alkole ilgiyi azaltanlar Cinsellik ve vitaminler |
| Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr |
11 Aralık 2009
Vitaminler Minerallerle İşe Yarar
02 Mart 2009
Vücüdumuzun 7 enerji Kaynağı
Vücüdumuzun 7 enerji Kaynağı
Bağışıklık sistemimizin en büyük silahı ve sağlığımızın sigortacısı vitaminleri yeterince biliyor muyuz? Vücudumuzun 7 enerji kaynağına bir göz atalım…
B-2 VİTAMİNİ
Gerçek bir enerji deposu olan B-2 vitamini kanda alyuvarların oluşmasını sağladığı için derinin, özellikle de gözlerin sağlığı açısından çok önemlidir. Aşırı alkol, bu vitaminin en büyük düşmanıdır. Ayrıca antibiyotikler ve sakinleştiricilerin de vücutta B-2yi azalttığı unutulmamalıdır. B-2 vitaminini en çok el edebileceğimiz besinlere gelince: Et, tavuk eti, balık, süt ve süt ürünleri, turp, ıspanak, yumurta, mısır ve beyaz undan yapılmış ekmek bu gıdalardan bazılarıdır.
B-6 VİTAMİNİ (PYRİDOXİNE)
Bağışıklık ve sinir sistemimizin en büyük destekçisi olan B-6 vitamini, vücudumuzun proteinleri ve yağları öğütmesine yardımcı olur. Bilindiği gibi vücuda oksijeni dağıtan hemoglobin yine B-6 vitamini sayesinde meydana gelir. En önemli işlevlerinden biri de mekanizmamızın depresyona karşı direnmesini sağlayan serotonini oluşturuyor olmasıdır. B-6 vitamini bakımından da aşırı alkol, sigara ve kan basıncı düşüren ilaçlar oldukça sakıncalıdır. Tavuğun göğüs eti, böbrek, karaciğer, yumurta, pirinç, soya fasulyesi, yulaf, fındık, fıstık, muz, patates, avokado ve somon balığı en fazla B-6 vitamini içeren besinler arasında yer almaktadır. Fazla oranda ve uzun süre kullanılması sinirlere zarar verebilir.
FOLİK ASİT
Hücre oluşumunu sağlayan Folik Asit sağlığımız açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Folik Asitin vücutta azalması kanser ve kansızlık riskini gündeme getireceğinden, ihmal edilmemesi gereken unsurlardan bir tanesidir. Folik Asit yetersizliği doğacak bebeklerin özürlü olma tehlikesine neden olduğundan anne adayları bu konuya daha fazla dikkat etmelidirler. Çok fazla aspirin kullanmak, kolestrol düşürücüler, doğum kontrol hapları, sara ilaçları ve alkol da vücuttaki folik asit miktarını azaltır. Aynı zamanda yaşlılık Folik Asit depolarını eriten bir başka etken olarak gösterilebilir. Folik Asit bakımından; karaciğer, yumurta sarısı, ıspanak, yeşil yapraklı sebzeler, brokkoli, portakal ve portakal suyu oldukça zengindirler. Folik Asitin fazlası B-12 vitaminin eksikliğinin ortaya çıkmasını önler, bu da sinirlere zarar verebilir.
KALSİYUM
Kalsiyum vücudumuzun en önemli destekçilerinin başında gelir. Çünkü kemiklerin ve dişlerin güçlenmesi, alınan kalsiyum miktarıyla doğru orantılıdır. Kalsiyum ayrıca kaslar ve sinirler için de oldukça önemli bir mineraldir. Kanın pıhtılaşmasını sağlar ve kalın bağırsak kanserine karşı en güçlü silahtır. Hamilelik, emzirme ve menapoz dönemleri ayrıca kafeinli içecekler vücuttaki kalsiyumu azaltacağından, bu gibi dönemlerde alınan gıdalara daha özen gösterilmesi gerekir. Süt ve süt ürünleri, mısır, sardalya balığı, kalamar, ıstakoz ve brokkoli bol miktarda kalsiyum içeren besinlerdir. Gereğinden fazla alınan kalsiyum; demir, çinko, fosfor ve magnezyumun emilmesini engelleyebilir.
MAGNEZYUM
Magnezyum, vücut sağlığı açısından çok önemli rolü olan bir mineraldir. Proteinlerin kana karışmasını, kasların ve sinirlerin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayan yine magnezyumdur. Yaşlılar, diyet yapanlar ve alkollü içki kullananlar magnezyum takviyesine ihtiyaç duyan kesim arasında yer alır. Magnezyum yetersizliği iştah kaybına, depresyona, kasların zayıflamasına ve zaman zaman göz kararmasına sebep olabilir.
DEMİR
Kanın, oksijeni vücuda dağıtmasına sağlayan hemoglobin, demir sayesinde oluşur. Regl ve hamilelik dönemleri vücuttaki demir seviyesini azaltan faktörlerdendir. Aynı zamanda yaşlılar, diyet yapanlar, vejeteryenler de önlem almalıdırlar çünkü demir eksikliği anemi (kansızlık) hastalığına neden olur. Kırmızı et, balık türleri, kuru fasulye, kurutulmuş meyve, yumurta sarısı ve yeşil yapraklı sebzeler, demir içeren besinlerden bir kaçıdır. Yüksek dozda alınan demir, kalp isklerini çoğaltır. Küçük çocuklarda çeşitli semptomlara hatta ölüme bile neden olabileceğinden dozajı konusunda dikkatli olunmalıdır.
ÇİNKO
Çinko, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi bakımından bolca ihtiyaç duyulan bir mineraldir. Çinko eksikliği vücudu enfeksiyonlara karşı dirençsiz kılacak, ayrıca tat ve koku duyularını da zayıflatacaktır. Özellikle diyabet ve böbrek hastaları çinko eksikliği tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Kırmızı et, yumurta, deniz ürünleri, fasulye, bezelye ve fındık bol miktarda çinko içerir. Yüksek oranda alınması ishal, saç dökülmesi, tırnak kırılması, yorgunluk, sinir sisteminde istemdışı hareketlere gibi belirtilere neden olabilir.
|
|
Sağlığı Yeşillerde Arayın!
Dereotu
Dereotunun faydaları içeriğindeki monoterpen ve flavonoid bileşiklerinden gelmektedir. Maydanoz gibi antioksidan etki göstermektedir bunun için serbest radikalleri elimine eden enzimleri aktive edebilmektedir. Yine içeriğindeki uçucu yağların desteği ile antibakteriyel etki gösterebilmektedir.
En önemli özelliklerinden biri de kalsiyumdan zengin içeriğidir, bu sayede menapoz ve romatizma sonrasında kemik yoğunluğu kaybını önleyebilmektedir. Diyet lifi, demir ve magnezyum içeriği de oldukça yüksektir.
Maydanoz
Sofralarda dekorasyon ürünü olarak kullanılan maydanozun pek çok sağlık faydası vardır. Doğada çok nadir bulunan ancak yararları fazlaca olan iki tür bitkisel etken barındıran maydanoz optimal sağlığın korunmasında çok önemlidir.
Bu etken maddeler tümör gelişimini önlemek, hücreleri zararlı maddelerden koruyucu kalkan görevi gören enzimlerin aktivitesini artırmak, kanserojen maddelerin eliminasyonda fonksiyon göstermektedir.
Luteolin denen bitkisel bileşik çok yüksek antioksidan aktivite göstererek vücudun serbest radikal denen hücre öldürücü maddelere karşı savunmasını artırır. Bu iki önemli etken bileşik dışında C ve A vitamininin öncüsü beta karoten zengin içeriği de pek çok hastalığın önlenmesinde önemli katkılar sağlamaktadır. Kalp krizi riskini artırabilen homosistein seviyelerini düşürmeye yardım ederek kalp dostu bir sebze özelliği de kazanmaktadır.
Nane
Anneannelerimizin vazgeçilmez formülü olan nane limonun mide ve barsak rahatsızlıklarında iyileştirici gücü pek çok bilimsel çalışma ile onaylanmıştır. Kasları yatıştırıcı gücü ile hazımsızlık, spazmlar, sindirim güçlüğü gibi belirtileri iyileştirebilmektedir. İçeriğindeki mentol içeriği ile aktivitesi de artmaktadır.
Araştırmalar nanenin iyi bir anti – kanser bileşeni olduğunu, barındırdığı bitkisel bileşenlerden özellikle monoterpenlerin pankreas, göğüs ve karaciğer tümör gelişimini yavaşlattığını, bağırsak, cilt ve akciğer kanserlerini de önleyici olduğunu göstermiştir.
İçeriğindeki etken başka bir madde ile vücutta ateşsiz iltihaba yol açan bazı zararlı maddeleri durdurarak solunum yollarının açılmasına yardımcı olur.
Fesleğen
Fesleğende bulunan flavonoidler hücresel anlamda koruma sağlamakta, çalışmalar bu bileşiklerin kromozomların radyasyon ve serbest radikallerden zarar görmesini engellediğini göstermektedir. Öte yandan istenmeyen bakteriyel gelişimi de önleyebilmektedir.
Fesleğen yapraklarından elde edilen esansiyel yağların sık kullanılan bazı antibiyotiklere direnç gösteren patojen bakterilerin üremesini yavaşlattığı gözlenmiştir. Ayrıca anti-romatizmal etkisi ile dikkat çekici sağlık faydaları vardır.
İçeriğindeki öjenol ile iltihap artırıcı bazı enzimlerin aktivitesini azaltma özelliği göstermektedir. Yüksek beta karoten içeriği ile antioksidan aktivite gösteren A vitaminin zengindir.
|
|
Romatizmalarda Önerilen Bitkiler
Romatizmalarda Önerilen Bitkiler
İltihap Giderici Bitkiler : Papatya, dişbudak, leylak(dıştan), ebegümeci,soyuz ve mürver.
Ağrı Kesici Bitkiler :
Okaliptus, dibudak, lavanta, çuha çiçeği, biberiye, mürver ve söğüt.
İdrar Söktürücü ve Romatizmayı Önleyen Bitkiler :
Sarmısak,enginar, akhuş, funda, frenk üzümü,yabani hindiba, ayrık, limon, selvi, çilek kökü, ardıç toh., lavanta, soğan, karaağaç, ısırgan, arslandişi, elma kabuğu, at kuyruğu, çuha çiçeği, siyah turp, çöğen, mürver ve ayı üzümü.
Ürik Asit ve Üre Düşüren Bitkiler :
Sarmısak, fener çiçeği, enginar,dulvarotu, akhuş, funda, şimşir, frenk üzümü, yabani hindiba, köpek üzümü, çilek kökü, dikenli mersin kökü, dişbudak, ardıç tohumu, taze fasülye, mısır püskülü, ısırgan otu, maydanoz kökü, elma kabuğu, biberiye ve altınbaş otu.
Kanı Temizleyen ve Romatizmayı Düşüren Bitkiler :
Sarmısak, şimşir, köpek üzümü, şahtere, yabani menekşe.
Mineral Sağlayanlar :
Buğday çimi, kereviz, at kuyruğu, enginar ve arslandişi.
Karaciğeri Çalıştırarak Romatizmaya Etkili Bitkiler :
Enginar, dişbudak, şimşir, frenk üzümü, kereviz, yabani hindiba, ayrık, şahtere, ısırgan otu, arslandişi, siyah turp, biberiye ve altınbaşotu.
Dıştan Kullanılan Bitkiler :
Papatya, lahana, lapa, ardıç toh., zencefil, defne, duvar sarmaşığı, leylak, mercan köşk, çuha çiçeği, biberiye, adaçayı ve kekik.
———-o———-
Performansınızı vitaminle artırın!
Yediklerimiz, sadece yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda beden ve ruh sağlığımız, hatta yaşam enerjimiz ve günlük performanslarımız için de belirleyici oluyor.
Doğanın sunduğu uyarıcılar: Falkland savaşı sırasında pilotlara, onları günde 20 saat uyanık tutmak için, yüksek miktarlarda `tirozin` adlı aminoasidin verildiğini biliyoruz. Ama eğer vücudunuza gereken yardımı yapabilirseniz, sizin böyle bir şeye ihtiyacınız bulunmuyor. Yağsız bir şekilde yüksek miktarda protein tüketmeniz halinde vücudunuz bu maddeyi kendi kendine yeterince üretebiliyor. Bu da gün içinde uyanık kalmanızı ve kendinizi canlı hissetmenizi sağlıyor.
Tiroit kontrolü
Çinko ve testosteron bizi aktif kılıyor: Yeni doğanlarda kullanılan çinko içeren kremler, bebeklerin popolarında oluşan pişik ve irritasyonların giderilmesinde, yeni ve sağlıklı derinin ortaya çıkışında etkili oluyor. Çinkonun en önemli etkisinin, besinlerle alınan proteinlerden yola çıkarak vücut proteinlerinin sentezi ve hücre bölünmesini hızlandırması olduğunu biliyoruz.
Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için gribal enfeksiyonlarda alınan effervesan tabletlerde de kullanılıyor. Ayrıca diğer bazı proteinler ve B6 vitaminiyle beraber, erkeklik hormonu olarak bilinen, testosteron hormonun yapımındaki etkisi oldukça büyük önem taşıyor. Bu hormon, libidonun yani cinsel isteğin, yaşamsal ve içsel enerjinin belirleyicisi. Proteinden zengin beslenmek, B6 vitamini ve çinko takviyesi almak yaşam enerjimizi yükseltiyor.
Tiroit hormonlarıyla daha formda: Tiroit bezinin vücudun dinamizmini, metabolik hızını ve performansını belirlediğini artık biliyoruz. Ara ara tiroit değerlerinizi hekiminizin kontrolünde belirlemede yarar var. Konsantrasyon güçlüğü, kilo verememe, sabahları yataktan zor kalkma, enerjisizlik ve hatta depresyon gibi sorunlarınız varsa bu durum tiroit bezinizle ilgili olabilir.
Tiroit hormonlarının yapımında etkili olan tirozin, iyod ve selenyumun ise gereken miktarlarda alınması düzgün bir işleyiş için şart! Her gün 150-200 mikrogram iyod ve selenyum almanızın ve proteinden zengin beslenmenizin yararı çok fazla… Taze fıstık, kuruyemişler, taze ton balığı, karides, ayçiçeği tohumu, ceviz ve pirinç selenyum yönünden zengindir.
|
|
Mutfaktaki Eczanenizi Biliyormusunuz?
Mutfaktaki Eczanenizi Biliyormusunuz?
ANANAS: Vücudumuzun albümin sindirimini destekleyen bir enzim olan Bromelain içerir. Daha önemlisi beyne giden kan yollarını temizler ve beynin kan dolaşımını arttırır. C Vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır, çileği çok olan bölgenin halkı uzun yaşar. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, Böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.
ANASON: Sindirim sisteminin en iyi dostudur. Çin ve Hindistan’da eskiden tip biliminde kullanılırdı. Enfeksiyona karşı koyma gücümüzü arttırır, sinirsel hücrelerin verimliliğini besler yani beyin ve omurilik işlevlerini destekler. Sindirimdeki zorluklardan doğan migrenler, bas dönmeleri, karin ağrısı gibi rahatsızlıklardan korunmak için yararlı olur.
AVOKADO: Lif, A, C, E vitamini ve bazı B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Ayrıca potasyum yüklüdür. Potasyum eksikliği depresyona ve yorgunluğa yol açtığı için düzenli yenmelidir. Kalp için yararlı olan avokado ayni zamanda cildi de besler. Uzmanlar avokadoyu cildin kırışıksız olmasında önemli rol oynayan kolaj enin üretimini sağlayan bir depo olarak değerlendiriyorlar.
ADAÇAYI: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır. Bu uyarıcı bitki kan dolaşımını hızlandırır. Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz.
AHUDUDU: Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.
ASMA: Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.
AYRIKOTU: İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir.
AYVA: İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.
BAMYA: Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10′dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor)ihtiyacımızı karşılıyor.
BADEM: Badem demir, kalsiyum, B1, B2 vitaminleri ve C vitamini bakımından zengin bir meyvedir. Uzmanlar zekâsından memnun olmayan ve yüzündeki renksizlikten şikâyet edenlere, sürekli bas ağrısı çekenlere badem yemelerini önermektedirler.
BAL: Yüzyıllardır soğuk algınlığı ve öksürüğün tedavisinde kullanılır. Bir tatlı kasığı kekik ile yendiğinde astıma iyi geldiği söylenir. Yatmadan önce yenecek olan bir kasık bal rahat uyumanızı sağlar. Ayni zamanda dezenfektan ve antiseptiktir.
BALIK: Uskumru, sardalye gibi balıklar Omega 3 taşır ve hormonumsu bir madde sayılan prostaglandinleri üretir. Bu sayede beyin fonksiyonları, iyi bir görüş, öğrenme yeteneği ve koordinasyon için kaçınılmazdır. Egzama gibi rahatsızlıkların da iyileşmesinde yardımcı olur.
BIBERIYE: Dolaşım ve sinir sistemini aktif hale getirir. Yaslı insanlarda damar sertliğine bağlı hafıza zayıflıklarında etkili olarak kullanılır. 16yy’da gut ve romatizma hastalığından acı çeken Macaristan kraliçesi Elizabeth biberiye suyu ile yaptığı banyolar sayesinde sağlığına kavuşmuştur. İyi bir uyarıcı olan biberiye saça canlılık ve parlaklık verir, saçın uzamasını hızlandırır.
BEZELYE: Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.
BROKOLİ: Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine bire bir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan ‘indole’ adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.
BUĞDAY: Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.
ÇAY: Binlerce yıllık bir bitki olan çayın yaprakları güzelleşmek içinde kullanılıyor. Yağlı bir cildiniz varsa, çaydan bir tonik olarak faydalanabilirsiniz. Gözleriniz şişse iki soğuk çay poşetini göz kapaklarınızın üstünde bekletin. Saçlarınızın eskisinden daha parlak görünmesini istiyorsanız, şampuandan sonra çayla durulayın. Farkı göreceksiniz.
ÇAM FISTIĞI: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.
CIVAN PERÇEMI: İdrar söktürücü, mide ve bağırsak gazlarını giderici ve iştah açıcıdır. Kan dolaşımını arttırarak vücuda zindelik verir. Ayrıca ağrı kesici ve spazm çözücü özelliğe sahiptir.
ÇILEK: Vücudu kuvvetlendiren bir meyvedir. Soğuk algınlığını önler, idrar söktürür ve vücutta biriken suyu boşaltır. Bağırsakları çalıştırır. Diyet yapanlara ve seker hastalarına tavsiye edilir. Ancak alerjik bünyelerde kızarıklık ve kasıntıya yol açabilir.
ÇİKOLATA: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu serotonin” anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği “penilatilamin” insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze-meyvelerde bulunan ‘ flavonoid ‘ adlı bol vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları miktarda riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolestrolun (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasındaki ölüm olayı yemeyenlere kıyasla % 30 daha geç gerçekleşiyor.(günde 30 gr)
ÇÖREKOTU: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.
DEFNE: Güzel kokulu ve iştah açıcı olmasından dolayı mutfaklarımızda, balık, et yemeklerinde ve çorbalarda lezzet verici baharat olarak kullanılır. Sindirim bozukluklarına, uykusuzluğa, romatizmaya, halsizlik gibi rahatsızlıklara iyi geldiği söyleniyor.
DEREOTU: Bu bitkinin sadece yaprakları değil, tohumu da kullanılır. Yaprakları salatalara ve bazı yemeklere tat vermesi için kullanılır. Tohumu ise bazı keklere, tatlılara, salatalara konur. Mide zayıflığına ve uykusuzluğa karsı kullanılır.
DOMATES: C vitamini, lif ve fotokimyasallar bakımından oldukça zengindir. Likopin diye isimlendirilen bir antioksidan sadece domateste var. Yaslılarda psikolojik ve fizyolojik sağlık için çok büyük önem taşır. Cilde tazelik verir, hazmı kolaylaştırır. Asitli bir sebze olması nedeni ile pişme sırasında C vitaminini korumasına yârdim eder. Domates olgunlaştıkça besin değeri artar.
DONDURMA: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor.100 gr dondurmada ortalama :*135 mg kalsiyum*115 mg fosfor* 100 mg sodyum*160 mg potasyum,25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika’da kişi başına 25 kg. Türkiye’de kişi başına 6 Külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,B,C,D,E vit. İçerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.
DUT: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak kurtlarını düşürür. Mide ve bağırsakları rahatlatır. Karadut ise ağız ve boğaz iltihaplarına iyi gelir.
ELMA: Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Arterit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.
EBEGÜMECİ: Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Bu bitkinin yaprakları tahriş olan cildi dış etkenlere karşı korur. Cildi nemlendirir ve yumuşatır. Ebegümeciyle kan dolaşımını hızlandırabilir, bağ dokusunun elastikiyetini artırabilirsiniz. Ayrıca gözaltındaki kırışıklara ve şişliklere de iyi gelir.
ENGINAR: Magnezyumlu yapısı ile ciğerlere etki eder. Uzmanlar tam kapasite çalışan bir karaciğer ve safra kesesinin beynin sağlığı için önemli olduğunu savunmaktadırlar. Bol bol tüketin. Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur. Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikleri belirtildi.
ERIK: Sinirleri güçlendirir. Zihin yorgunluğuna iyi gelir. İdrar söktürerek vücudun rahatlamasını sağlar. Karaciğer şişkinliklerinde yenmesi tavsiye edilir. Kansızlığa iyi gelir. Romatizma, mafsal kireçlenmesinde yararlanılması gereken bir meyvedir.
FESLEGEN: Hindistan kökenli olup nanenin ve kekiğin akrabasıdır. Rahat bir gece geçirmek için güzel bir fesleğenli çorba ve fesleğenle demletilmiş bir içecek kadar yararlı ne olabilir ki? Emziren annelere sütlerinin çoğalması için tavsiye edilir. İştah açar. Sakinleştirici ve yatıştırıcı özelliği vardır. Enerji verir ve cildi rahatlatır. Fesleğenli saç losyonlarıyla saç derisine masaj yaparak, onların kökünü güçlendirebilirsiniz. Fesleğen yağıyla selüloitlerinizden de kurtulmanız mümkün.
FINDIK: Fındık lif, protein ve vitamin açısından oldukça zengin, yararlı bir yağ deposudur. Badem, fistik, ceviz selenyum açısından son derece zengindir. Ceviz Omega 3 ile doludur. Salatalara, meyve salatalarına, tatlılara ve sebze sotelere katarak tüketebilirsiniz.
FISTIK: Yağ oranı yüksek ama yine de insanı mutlu ediyor. Roma İmparatoru’nda da ” Tanrı yiyeceği ” olarak adlandırılan fıstığın, kolesterolü düşürdüğü ve kalp krizi riskini azalttığı belirtiliyor. Çocuklar ve sporcular daha fazla yiyebilirler. Demir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum ve fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez, kalbimizin yanı sıra, beyin-sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostudur. Tuzsuz olanından her gün 10-15 adet yenilebilir.
FRENK ÜZÜMÜ: Siyah Frenk üzümü kızıl siyah renk maddesi olan ve kan damarlarının esnekliğini arttıran anthosiyanini bol miktarda bulundurur. Kandaki oksijen yoğunluğunu arttırır.
GREYFURT: C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.
GÜL: Cilde sağladığı yararlar yüzünden kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Parfüm üretiminin önde gelen elemanlarındandır. Gözenekleri sıkılaştırıcıdır.
HARDAL: Dolaşımı canlandırır, soğuk algınlığına karsı korur, depresyona ve uyuşukluğa iyi gelir. Hardal tohumu suyu göğüs enfeksiyonlarına, romatizmaya ve arterite faydalıdır. Zehirlenmelerde bir fincan suya bir kasık hardal konarak içildiği takdirde kusturur.
HAVUÇ: 100 gramı 40 kalori içerir. Mineral tuzlar, sekerler, fosfor, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum, demir ve basta A olmak üzere B, C ve E vitaminleri, karaton ve karotin esansı içerdiği için, tek basına bedenimizin günlük gereksinimlerini karsılar. Görme bozuklukları, bas dönmesi, düşük tansiyon, bitkinlik gibi rahatsızlıkları iyileştirir. Bronşları açar, kuru öksürüğü keser ve bağırsakları yumuşatır. Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard’ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikâyetleri giderir Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikalleri durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi.
HURMA: Hurmada B vitamini, potasyum, kalsiyum ve demir bulunur. Yapısındaki kompleks karbonhidratlar hurmayı çok yararlı bir meyve konumuna sokuyor.
IHLAMUR: Ihlamurun yatıştırıcı, idrar söktürücü, terletici ve uyku düzenleyici özellikleri vardır. Şifalı bitkiler arasında önemli bir yeri olan ıhlamurun ilaç içmesi sakıncalı hamile kadınların soğuk algınlığı, grip gibi rahatsızlıklarında etkili olarak kullanıldığı görülmüştür. Soğuk algınlığına karsı en iyi doğal ilaçtır. Vücudu terleterek ateşi düşürür ve öksürüğü keser. Özellikle bal karıştırılarak içildiğinde hastalığa karsı vücudu güçlendirir. İçerisinde bol miktarda su bulunduğu için organizmanın su ihtiyacını karsılar.
ISIRGANOTU: Toplaması zor olduğu için pek fazla sevilmeyen bu bitki, cildin parlak görünmesini sağlar ve gerginleştiriyor. Böbrek hastalarının vazgeçilmez dostu saç dökülmesini de önlüyor.
ISPANAK: Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin % 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.
İNCİR: Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.
KARANFİL: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.
KEKİK: Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.
KIRMIZIBİBER: Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili. Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze, aynı zamanda içerdiği beta karoten ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Kırmızıbiber mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır, romatizma, mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir, kolera ve azaltır ve kanser tedavisinde kullanılır. Terlemeyi artırır, gut hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa iyi gelir. Kanser riskini serinlik verir (sıcak iklimlerde kullanılmasının nedenlerinden birisi budur), öksürük ve boğaz ağrılarını gidermede(gargara olarak) kullanılır, sinir hastalıkları için doğal yatıştırıcıdır, vücuttaki aşırı yağ ve kolesterol birikiminin önlenmesini sağlar. Antibakteriyel etkisi ile hastalıkların önlenmesinde de etkili olan kırmızıbiber ülkemizde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere Güney ve Güneydoğu illerinde fazlaca tüketilir.
KANTARON: Ülser ve gastrite iyi gelir. Antiseptik ve mikrop öldürücüdür. Yaraları iyileştirici özelliğe sahiptir.
KAVUN, KIRAZ: Her iki meyve de hemen hemen ayni özellikleri taşır, idrar söktürerek böbrekleri ve kani temizlerler. Sinirleri yatıştırarak iyi bir uyku verirler. Cildin pürüzsüz olmasında rol oynarlar. Kavun akciğer veremi ve kansızlıkta yaralıdır. Uzmanlar seker hastaları ile bağırsak ülseri olanlara tavsiye etmiyorlar.
KAYISI: Sinirleri güçlendirir ve uyku verir. Beyin yorgunluklarına ve kansızlığa iyi gelir. Kabızlık çekenler kayısıyı taze ya da kuru olarak yerlerse iyi gelecektir. Cilt güzelliği için bire birdir. Antioksidan özelliği ile vücudu serbest radikallere karsı korur.
KİRAZ: Aspirin yerine kiraz. Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu.
KUŞBURNU: Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur.Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.
KİVİ: Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.
KEREVIZ: Gut hastalığını ve romatizmayı iyileştirir. Tok tuttuğu için diyet yapanlara özellikle önerilir. Cinsel gücü artırır. A,B,C vitaminleri,fosfor ve çeşitli madensel tuzlar içerir.
LAHANA: Lapası gögüse uygulandığında öksürüğe,alt karna uygulandığında ise sistite iyi gelir. Bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonları önler.Çığ olarak yenildiğinde sindirim sistemini rahatlatır.Bağırsak kurtlarına iyi gelir. İdrar söktürücü, toksin atici ve antiseptiktir.
LAVANTA ÇİÇEĞİ ÇAYI: İdrar söktürücü ve ağrı kesicidir. Safrakesesi rahatsızlıklarında etkilidir. Kalp atışlarını düzenler, kan basıncını düşürür. Kuvvetli bir bitki olmasından dolayı kesinlikle fazla kullanılmamalıdır.
LİMON: Turunçgiller ailesinin en önemli üyelerinden birisidir. İyi bir mineral deposu olan limonda A, B1, B2, B3 ve özellikle C vitamini bulunuyor. Limon, damar sertliği ve enfeksiyonlarına karsı yararlıdır. Kan dolaşımını da düzenler. Sabahları aç karina yarım bardak suyla karıştırılarak içilen limon suyu,aşırı asitlerin tahriş ettiği mide mukozasını yatıştırır. Grip ve soğuk algınlığında bir limonun suyu bir tatlı kasığı ve bir su bardağı ilik su ile karıştırılarak içildiğinde rahatlatıcı etki yapar. Tuzlu su ile karıştırılıp içilirse karaciğeri,sindirimi ve kalp atışlarını olumlu etkiler.
MAKARNA: Çok ağır soslarla yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişmanlatmaz.
EKMEK: Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.
MANTAR: Diyet yapanlar tarafından özellikle tercih edilen bir besin türü. Bunun nedeni ise kalorisinin son derece düşük olması. Bununla birlikte kolesterol ve karbonhidrat hiç yoktur. Ayrıca yaslılar için gerekli olan potasyum ve fosfor değerleri çok yüksektir. B3 vitamini ve folik asit yönünden de çok zengindir.
MARUL: Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor.
MAYDANOZ: yaprakları, sapı, tohumu ve kökü kullanılır. Tatlılar hariç salata, çorba dahil her tür yemeğe, zevke göre istenilen miktarda konabilir. Karaciğeri ve dalağı olumlu yönde etkilediği söyleniyor. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İçinde bol miktarda C vitamini bulunur.
MELISA (Oğulotu): Kendine has uçucu yağları ruhsal bunalımlara, sinirsel rahatsızlıklara iyi geliyor. Stresten kaynaklanan bas ağrılarına karsı etkilidir. Melisa çay ve bitkisel su olarak içilebilir.Bağırsak ağrılarına iyi gelir.
MENEKSE: Terletici dolayısıyla ateş düşürücüdür. İçindeki saponin sayesinde göğüs yumuşatıcı ve idrar söktürücüdür. Ayrıca sakinleştirici etkisi de vardır.
MERSIN YAPRAGI: Yaprak ve meyvelerindeki tanen, kabız yapıcı ve mikrop öldürücüdür. İdrar yolu iltihaplarında kullanılır. Ayrıca sakinleştirici özelliği vardır.
MISIR: Protein, yağ ve çeşitli sekerler içerir. Otuz altı biçimde kullanılır. Meksikalılar ondan alkollü içki bile yaparlar. Mısır püsküllerinin yatıştırıcı ve idrar söktürücü özelliği vardır. Mide, bağırsak için tahriş edici olmadığından sakınca görmeden kullanılmaktadır. Ama ne durumda olduklarını bilmeden mısır püsküllerini gelişi güzel kullanmayın.
MUSKAT: (Küçük Hindistancevizi)Bu bitkini ana yurdu Moluk Adalarıdır. Küçük hindistancevizi etlere, böreklere ve keklere çok yakışır,hatta sıcak şaraba katılır. Sindirimi kolaylaştırması için bebek mamalarında kullanılır. Küçük hindistancevizi bütün olarak alınmalı ve gerektiği kadar rendelenmeli. Uzmanlar uyku probleminiz varsa bir bardak sütün içerisine bir bıçak ucunun dörtte biri kadar h.cevizi tozu ilave etmeyi tavsiye ediyorlar. Fazlası zararlıdır.
MUZ: Kokusuyla bile mutluluk aşılayan muz, tam bir endorphin deposudur. Kendinizi güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.
NANE: Nane çay olarak içildiğinde mide ve bağırsak gazlarını, ishal , mide bulantısı ve kalp çarpıntılarını önleyici etkisi vardır. Mide ülseri olan kişilerin bu çayı dikkatli kullanması gerekir. Taze ya da kuru olarak yemeklerde, soslarda ve salatalarda tatlandırıcı olarak kullanılır.
NOHUT: Bağırsağı yumuşatır.
PAPATYA: Her derde deva bir bitki. Tahriş olmuş, temizliğe ve ferahlamaya ihtiyacı olan ciltler için ideal. Kurutulmuş papatyalardan hazırlanmış bir losyonla gözlerinize yapacağınız kompres şişkinliğini alıyor.
PATATES: Çiğ olarak cilt ülserlerine ve kesiklere iyi gelir. Bas ağrısına karsı rendelenmiş ya da halka halka doğranmış patatesi sakaklarınıza koyun. Kaynatılmış kabukları tansiyonu düşürür. Mide ülseri, kabızlık ve hazımsızlık sorunlarında da suyundan faydalanılır.
PIRASA: Pırasada B vitamini, demir, kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum gibi mineraller bulunur. En büyük özelliği tok tutmasıdır. Özellikle diyet yapanlara önerilir. Kansızlık, romatizma, gut ve damar hastalıklarına karsı doğal ilaçtır. Cildi güzelleştirir, kani temizler ve toksinlerden arındırır, bağırsakları yumuşatır.
PORTAKAL: C ve B Vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Bacaklardaki varisi, vücuttaki direnci arttırır. Grip ve nezleyi de portakal geçirir. Suyu şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.
REZENE: Genellikle sakinleştirici, gaz ve sancı giderici özelliktedir. Süt veren annelerde sütü arttırır. İdrar söktürür yaprakları yaraların iyileşmesini kolaylaştırır.
ROKA: Yaprakları kani temizler ve kan dolaşımını düzenler. Vitamin ve mineral bakımından çok zengin olduğundan vücudun direncini arttırır. Yaprakları ve tohumu öksürüğü keser, iştah açar.
SAFRAN: Sinir sistemini uyararak vücuda kuvvet verir. Kabız etkisi vardır, adet söktürücüdür.
SALATALIK: Salatalığı zaten birçok kadın cilt bakımı için kullanıyor. Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntıyı, pullanmayı ve gerginliği ortadan kaldırıyor. Cilde yoğun bir şekilde nem vererek, günlük nem ihtiyacını karşılıyor. Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler,kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolesterolü de düşürüyor.
SARIMSAK: Halk arasında doğal ilaç olarak bilinir. Çiçek köklü sebzelerden biri olan sarımsak, hücrelerin yasaması için gerekli olan özler içerir. Sarımsak doğadaki en güçlü panzehirlerden biridir. Günümüzde bağırsak parazitleri tedavisinde kullanılıyor. Ayni zamanda hipertansiyona karsı da etkili koruma sağlıyor. Uzmanlara göre çok sarımsak yemek tehlikeli olabilir. Aşırı doz anemi, astım gibi hastalıklara yol açabilir. Doğrusu ise günde bir iki diştir.
SEBZE ve MEYVE: Yüzde doksanı su olan sebzeler yüzde 23 oranında da lif içerirler. Öğünlerinizde bir tabak sebze yediğinizde hem sağlıklı beslenmiş olursunuz hem de midenizin çalışmasını hızlandırırsınız. Meyveler ise C vitamini yönünden zengin olduklarından vücudun mikroplara karsı direncini arttırırlar. İçerdikleri vitamin ve minerallerden dolayı sofralarınızdan eksik etmeyin.
SIRKE: Sirke ateşi düşürür. Sistit ve gut enfeksiyonlarını tedavi etmekte yararlı olabilir. Tuzla karıştırılarak içildiği zaman sistemi zehirden arındırır. Bal ile birlikte alındığında yüksek tansiyona,mide ülserine,bağırsak enfeksiyonlarına ve uykusuzluğa iyi gelir.
SOGAN: Antiseptik, toksin atici, idrar söktürücü, kan dolaşımını düzenleyici, nefes açıcı, kolesterol, seker ve tansiyon düşürücü özellikler sahiptir. Soğan, mide şişkinliklerini rahatlatır ve kabızlığı önler. Ari ve böcek sokmalarında bir dilim soğan acıyı alır. Soğan suyu yanıklara, kesiklere, hayvan ısırıklarına faydalı olur. Suyunun günde iki kere sürülmesi siğillerin kaybolmasına yardımcı olabilir.
SU: Her ne kadar bazılarımız “su bile içsem yarıyor” dese de, su vücuttaki biyokimyasal maddeleri dengelediği için toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar. Böylece vücut zararlı maddelerden temizlenir. Uzmanlara göre beynimizin %80′i sudur. Su eksikliği beynimizdeki mineral yoğunluğunu ve kullanımını da sınırlar. Günde en az bir buçuk litre su içmek gerekiyor.
SUSAM: Dar gelirlerinin baş tacı olan simit, mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahiptir. Yağ ve Protein içerir. Susamdan elde edilen tahin bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi gelir. Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için bolca tüketmeliyiz.Demir bakımından zengindir.
TARÇIN: İştah açar,bulantıyı giderir, ishali keser. Vücudu kuvvetlendirici özelliği vardır. Bağırsak gazlarına iyi gelir. Mikrop öldürücü etkisinden dolayı besin zehirlenmelerine karsı koruyucu rol oynar.Tarçın ağacı yapraklarından ve kabuklarından elde edilen tarçın yağı, bağırsakları düzenler, hazmı kolaylaştırır,ağrıları dindirir,mide kramplarını alır.
TURP: Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır.
TUZ: Vücudumuzdaki tuz oranı doğrudan doğruya hayati fonksiyonlarımıza yansır. Tuz oranının düşük olması bedensel ve zihinsel verimi düşüreceği gibi fazla olması da kan dolaşımını, özellikle beyindeki kan dolaşımını bozar. Tuzu dikkatli kullanın.
ÜZÜM: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Gıda şekli anne sütüne benzer Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.
YERALMASI: Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir.
YOĞURT: A,B,E vitaminleri,mineral tuzlar,kalsiyum,fosfor,magnezyum içerir. Her gün 125 gr yoğurt tüketmek hazımsızlık, mide ve bağırsak hastalıklarını önler. Cildi pürüzsüzleştirir, saçlara parlaklık verir. Süt sekerini laktik aside dönüştürdüğünden kalorisi düşüktür. Bundan dolayı beslenme uzmanları diyet yapan kişilere yoğurdu öneriyorlar.
ZENCEFIL: Hindistan’dan yeryüzüne dağılmıştır.Thai,Çin,Hint yemeklerine o büyülü tadı veren zencefildir. Parfüm sanayinde de zencefil kokusundan faydalanılıyor. Körpe kök ve sapları pişirilerek yendiği gibi yatıştırıcı ve gaz söktürücü ilaç olarak da kullanılır. İştah açıcıdır. Solunum yolları rahatsızlıklarında tavsiye edilir.
ZEYTİN:Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.
ZEYTINYAĞI: Basta E olmak üzere A,D,K vitaminleri içerir. Zeytinyağının bağırsak, idrar yolları, safra kesesi rahatsızlıklarında ve gastritin giderilmesinde etkisi vardır. Çocukların beyin gelişimini ve kemiklerinin güçlenmesini hızlandırır. Bu vitaminler sayesinde hücrelerin yenilenmesinde doku ve organların yaslanmasını geciktirmede etkilidir. Cildi besler,saçları korur. İçerdiği linolenik asit sayesinde yağsız inek sütüne katıldığında (bir kaç damla)anne sütünden kesilmiş bebekler(dört buçuk aydan sonra) için ideal doğal besin olduğu söylenir. Zeytinyağının en önemli özelliklerinden biri de kalp, damar hastalıkları üzerindeki olumlu etkisidir. Kalp krizi riskini azalttığı gözlenmiştir.
|
|
Meyve suyu rehberi
Her ne kadar marketlerde satılan bazı pastörize meyve sularının vitamin içerdiği söylense de, vitaminin miktarı taze meyve sularındakiyle karşılaştırma götürmez. Üstelik meyve sularında bulunan vitamin ve folat minerali, işlem görme ve saklanma aşamalarından etkilenir. Bu nedenle bol vitaminli bir içecek arzuluyorsanız, en iyisi kendi meyve suyunuzu kendinizin hazırlaması, ya da taze sıkılmış meyve suyu satın almanızdır. Vücudun ihtiyaç duyduğu bu sağlık kaynağı ise meyve suyunda gizli. Uzmanlar, bünyeyi sağlam tutmak için bol miktarda A, C ve E vitamini ile çeşitli antioksidanlar içeren meyve suyu tüketilmesini öneriyor. Peki hangi meyva/sebze suları neye iyi gelir?
Kızılcık:
Neye iyi gelir? Sistitin önlenmesini sağlar.
Kızılcık suyunda bulunan proantosiyadin adlı madde, mesane duvarına yapışan zararlı bakterileri durdurarak, sidik yolu enfeksiyonu riskini azaltır. Oldukça yüksek oranda C vitamini içeren kızılcık suyunu, tatlı olmadığından şekersiz içmek zordur. Eklenen şekerle beraber, içerdiği şeker seviyesi diğer meyve sularıyla aynı seviyeye gelir.
Yaban mersini:
Neye iyi gelir? Cilde iyi gelir, kansere karşı koruyucu görevi görür.
Yaban mersini, kansere sebep olan serbest radikalleri yenen ve kolajeni bozulmaktan koruyan antosiyaninler açısından zengindir. Eğer meyvelerin suyunu çıkarmaktansa, ezerseniz o zaman bol lifli bir içecek de elde etmiş olursunuz.
Kara üzüm:
Neye iyi gelir? Kalp hastalıklarına, cilt ve saça iyi gelir.
Kara üzüm, tıpkı kırmızı şarap gibi kan pıhtılarının birikmesini azaltıp daha iyi bir kan dolaşımı sağlar. Meyve şekerleri açısından zengindir, bir miktar C vitamini içerir ve saç ve cilt için de yararlıdır.
Ananas:
Neye iyi gelir? Enerji verir ve sindirimi sağlar.
Ananasta, ağır proteinleri sindirmeye yarayan bromelain enzimi vardır. Ayrıca doğal şekerler açısından da zengin olması enerji vermesini sağlar. Her 100 ml için 11 mg C vitamini içerir.
Domates:
Neye iyi gelir? Zayıflamaya yarar. Özellikler erkek sağlığı için birebirdir.
250 ml’lik bir bardak domates suyunda sadece 50 kalori bulunmaktadır. Ayrıca içerdiği likopen sayesinde prostat kanseri riskini azalttığı iddia edilmekte. İçerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile de sağlık için oldukça yararlı. Domates suyunda bol miktarda bulunan C vitamini ve bir antioksidan olan likopen, vücudu grip ve nezleden koruyor. Ayrıca likopen vücudu kalp hastalıkları ve kansere karşı da koruyor.
Portakal:
Neye iyi gelir? Bağışıklık sistemini güçlendirerek soğuk algınlığı ve gribe karşı güçlü bir savunma oluşturur ve kansızlığa iyi gelir.
İyi bir C vitamini ve folik asit kaynağıdır. Bu nedenle de hamile kadınların bolca tüketmesi faydalı olacaktır. Yemeklerle birlikte içildiği takdirde, kansızlığa iyi gelen demirin emilimini artırır. Ayrıca içeriğinde bulunan bioflavin adlı antioksidan sayesinde kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engelliyor. İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltıyor. Potasyum içeriğiyle de tansiyonun dengelenmesine yardımcı oluyor, aynı zamanda cildi güzelleştiriyor
Elma suyu:
Elma bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan B3 ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içeriyor. Kan şekerini kontrol altında tutan elma suyu baş ağrısına da iyi geliyor. Ayrıca böbreklerin temizlenmesini ve kolesterolün düşürülmesini sağlıyor. Bunların dışında, romatizma, gut ve mide rahatsızlıklarına karşı panzehir etkisi gösteriyor. Akciğer kanserine yakalanma riskini azaltıyor, tansiyonun yükselmesini engelliyor.
Mango:
Neye iyi gelir? Gözlere ve cilde iyi gelir. Kansere karşı koruyucu özelliği vardır.
Serbest radikalleri yok eden beta karoten açısından zengindir. Vücut, beta karoteni aynı zamanda A vitamini yapmakta kullanır ki, A vitamini de cilt, göz ve akciğer sağlığı için önemlidir. Nar suyu: Kolesterol ve şekeri dengeleyerek kalp sağlığını koruyor. Kanser hücrelerinin gelişmesini de engelliyor. Ayrıca, ishali kesmeye, bağırsaklardaki parazitleri düşürmeye de etkili. Nar suyunun idrar söktürücü ve kan yapıcı özelliği de bulunuyor.
Greyfurt:
Neye iyi gelir? Bağışıklık sistemi için yararlıdır.
C vitamini açısından zengindir. Ancak ilaç kullanıyorsanız dikkatli olmakta fayda vardır. Çünkü kolesterol düşüren ilaçlar gibi bazı ilaçlarla birlikte alındığında sakıncalı olabilir.
Vişne suyu:
Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunuyor. Kandaki asitleşmeyi de temizleyen vişne suyu, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasını, mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını da sağlıyor. Ayrıca, idrar söktürücü özelliği de bulunuyor.
Kayısı suyu:
İçerdiği A, E ve B3 vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımına yardımcı oluyor, sinirleri gevşetiyor. Kalsiyum ve magnezyum oranıyla da kemik erimesini önlüyor. İçeriğindeki betakaroten, akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesinde rol oynuyor.
Şeftali içerdiği A, B3 ve C vitaminleri, folik asit, betakaroten ve potasyum ile gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Antioksidan özelliği ile zehirli maddelerin vücuda vereceği zararları azaltıyor. Sinir sistemini olumlu etkiliyor ve uykusuzluğu gideriyor. Böbreklerin ve safrakesesinin düzenli çalışmasını sağlıyor.
Üzüm suyu:
Bol miktarda A ve C vitamini, çeşitli mineraller ve demir ile potasyum içeriyor. Antioksidan özellikli olduğu için cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ağrılarına iyi gelip kalp sistemini düzenliyor, bedensel ve zihinsel yorgunlukları gideriyor.
Meyve suyu yüzde 100 meyveden üretilmeliUluslararası standartlara ve Türk Gıda Kodeksi’ne göre meyve suyu ve benzeri içecekler, içerdikleri meyve oranına göre üç gruba ayrılıyor: Meyve suyu, meyve nektarı ve meyveli içecek. Meyve suları yüzde 100 meyveden üretiliyor. Meyve nektarlarında ise çeşidine göre meyve oranı yüzde 25 ile yüzde 50 arasında değişiyor. Meyveli içeceklerdeki meyve oranı da yüzde 10 civarında. Dolayısıyla içecekteki gerçek meyve oranı arttıkça, bunun vücuda faydası da artıyor. Uzmanlar, yüzde 100 meyveden üretilen içeceklerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Almanlar yılda 46, biz ise 4,5 lt. meyve suyu tüketiyoruzMeyve Suyu Endüstrisi Derneği’nin verilerine göre Türkiye’de kişi başına yılda 4,5 litre meyve suyu tüketiliyor. Bu rakam ABD’de 36, Almanya’da ise 46 litreye çıkıyor. Türkiye’deki tüketim 1970′lerde kişi başına 0,5 litre düzeyindeydi. Meyve suyu üreticileri on yıl içinde tüketimi 20 litreye çıkarmayı hedefliyor.
|
|
Mesleğinize Göre Vitamin Kullanın
Vitaminlerin tek başına işe yaramadığının altını çizen uzmanlar, metabolizmanın mutlaka tahıl, ekmek, hububat, sebze ve meyve alması gerektiğini ifade ediyor.
Bilgisayar kullanıcıları: Göz yorgunluğunu hafifletmek ve sinirleri rahatlatmak için şunları alın; sabah ve akşam 50 miligram B kompleks, günde iki kez 500 miligram kalsiyum ve 250 miligram magnezyum, günde iki kez ginkgo biloba, günde bir kapsül koenzim-Q10 ve E vitamini kompleks.
Gece çalışanlar: Gece çalışmanın metabolizma üzerinde ağır bir fiziksel ve duygusal etkisi vardır. Yeme ve uyku düzeni altüst olur, vücudun ritmi bozulur ve vücut daha fazla stres altına girer, hastalık olasılığınız artar. D vitamini, uyku zamanından yarım saat önce 1-2 tablet 500 miligram kalsiyum ve 250 miligram magnezyum.
Doktorlar ve hemşireler: Uzun saatlere kadar çalışma, stres ve mikroplar, vitamin ve minerallere olan ihtiyacı artırıyor. Sabah-akşam 50 miligram B kompleks, enfeksiyonların riskini azaltmak için C vitamini, sabah ve akşam 500 mg kalsiyum ve 250 mg magnezyum kompleks alın.
1- Tahıl grubu: Tahıllar, ekmekler, makarna, pirinç, günlük 6 – 11 porsiyon (1 porsiyon 1 dilim ekmek ya da yarım tabak pirince eşit)
2- Sebze grubu: Koyu yeşil, lifli, yapraklı, sarı ya da turuncu sebzeler günde 3 – 5 porsiyon alınmalı (1 porsiyon 1 kap çiğ, yapraklı sebze – 4 büyük yaprak – ya da 170 gram sebze suyu)
3- Meyve grubu: Turunçgiller, domates ya da C vitamini yönünden zengin diğerleri günde 2 – 4 porsiyon tüketilmeli (1 porsiyon 1 orta meyve ya da 170 gram taze meyve suyu)
4- Süt grubu: Süt, peynir, yoğurt, diğer süt ürünleri günde 2 – 3 porsiyon (1 porsiyon 1 kap yoğurt ya da süt ya da 30 gram peynir)
5- Et grubu: Sığır, dana, kuzu eti, balık, kümes hayvanları, karaciğer, yumurta, kurubaklagiller, kabuklu yemişler gün başına 2 – 3 porsiyon (1 porsiyon 100 – 120 gram et ya da çeyrek kap yemiş)
6- Yağlar: Az kullanılmalı
Vitaminler alfabesi
- Solunumla ilgili enfeksiyonlara karşı direnç sağlar
- Bağışıklık sisteminin tam olarak fonksiyon göstermesine yardımcı olur
- Kırışıklıkların yok edilmesine yardımcı olur
- Büyümeyi, kuvvetli kemikleri, sağlıklı bir cildi, saçı, dişi ve diş etlerini geliştirir
- Sivilcenin, yüzeysel kırışıklıkların, çıbanın ve dıştan uygulandığında açık ülserin tedavisine yardımcı olur
Doğal kaynakları: Balık karaciğer yağı, karaciğer, havuç, koyu yeşil ve sarı sebzeler, yumurta, süt ve süt ürünleri, margarin ve sarı meyveler
B1 Vitamini (Thiamine)
- Büyümeyi geliştirir
- Zihin fonksiyonlarını geliştirir
- Sinir sistemini, kasları ve kalbin fonksiyon göstermesini normalde tutar
- Hava ya da deniz tutmasını önler
- Tedavi sonrası diş ağrılarını azaltır
Doğal kaynakları: Bira mayası, pirinç kabukları, rafine edilmemiş tahıl taneleri, kepekli un, soya fasulyesi, yumurta sarısı, balık, yulaf ezmesi, sebzeler, kepek, süt
B2 Vitamini (Riboflavin)
- Büyüme ve üremeye yardımcıdır
- Sağlıklı bir cilt, tırnak ve saç sağlar
- Görüş için faydalıdır ve göz yorgunluğunu azaltır
Doğal kaynakları: Süt, karaciğer, böbrek, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, balık, yumurta, yoğurt, fasulye
B3 Vitamini
- Kolesterol ve trigliseridlerin düşürülmesine yardımcı olur
- Sağlıklı bir sindirim sistemi sağlar
- Daha sağlıklı bir cilt sağlar
- Migren kaynaklı baş ağrılarının önlenmesine yardımcı olur
- Dolaşımı artırır ve yüksek tansiyonu azaltır
Doğal kaynakları: Balık, yağsız et, kepekli un ürünleri, bira mayası, karaciğer, buğday tohumu, yumurta, kavrulmuş yerfıstığı, kümes hayvanlarının beyaz eti, avokado, hurma, incir, kuru erik
B6 Vitamini
- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir
- Böbrek taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur
- Mide bulantısını azaltır
- Gece kas kramplarını, ellerin uyuşmasını azaltır
Doğal kaynakları; Buğday kepeği ve tohumu, bira mayası, karaciğer, balık, soya fasulyesi, lahana, pekmez, yumurta, yulaf, yerfıstığı, ceviz.
|
|
Maydanoz ile hepatit kontrolü
Maydanoz ile hepatit kontrolü
Ancak, hepatit B ve C’ye karşı uygulanan maydanoz kürü ile gençleşme-cilt güzelliği için uygulanan maydanoz kürü tamamen farklı.
Düşük tehlikesi
Hamilelerin, hamileliklerinin ilk üç ayında maydanoz tüketirken ölçülü olmaları gerekiyor. Eğer düşük tehlikesi varsa maydanozdan tamamen uzak durmalılar. Bunun nedeni, maydanozun yapraklarında bulunan apiol ve beta-bisabolene maddelerinin düşük yaptırma(abortifacient) özelliğinin olması. Apiol, aynı zamanda kan damarlarını genişletici (vasodilator) ve ateş düşürücü (antipyretic) özelliğe de sahiptir.
Mantar şikayetine maydanoz
Çünkü, maydanozda mantar hastalıklarına karşı en az sekiz tane biyolojik aktiflik gösteren, mantar yok edici etkin maddeler bulunuyor. Bunlardan en önemlileri oxypeucedanin, p-cymene ve psoralen’dir.
Kansere karşı koruyucu
Psolaren’in şifa verici en önemli özelliklerinden biri de hypotensive(tansiyon düşürücü) olmasıdır. Kansere karşı koruyucu gücünü de yabana atmamak gerekir. Psoralen daha bol olarak kerevizde bulunur.
Çok tüketiliyor
Ülkemizde maydanoz çok tüketilen bir bitki. Bazı insanlar yeşillik olarak maydanozu bol miktarda tüketir. Maydanozun içerdiği apiol maddesi her ne kadar uçucuözelliği olan bir yağ ise de kalsiyumun emilmesini engelleyici (kalsiyum antagonist) özelliği çok güçlü. Bu nedenle kalsiyum eksikliği problemi ya da osteoporoz rahatsızlığı olanların maydanozu ölçülü tüketmeleri gerekir.
İdrar sökücü özellik
Maydanozun idrar söktürücü özelliği oldukça güçlüdür. Bu, aynı zamanda vücuttan fazla su ve tuz atılması demektir. Eğer, öğünlerinizde bol bol taze maydanoz tüketme alışkanlığınız varsa, bu alışkanlığınızda ölçülü olun. Çünkü vücudun su ve tuz dengesini olumsuz etkiler.
Alışkanlık haline getirmeyin
Her ne kadar günlük su ihtiyacımız olan en az bir buçuk litre suyu tüketsek dahi, vücut buna rağmen gerekli olan su ve elektrolit (tuz) dengesini kurmakta zorlanır. Hiçbir bitki tüketimini ve kürünü alışkanlık haline getirmeyin ve aşırı miktarda tüketmeyin.
|
|