Posts Tagged ‘kilo vermek’

ZAYIFLAMANIN TAM ZAMANI

       Havaların soğumasıyla alınan kiloları kaçınılmaz görenler, kilo vermek için baharı bekleyenler bu ayki yazımız öncelikle sizler için. Artık kışın kilo alıp baharda verme döngüsünden kurtulmanın zamanı gelmedi mi? Zaman çok çabuk geçiyor. Biz hep planlarımızı gerçekleştirmek için gelecek bir zamanı bekliyoruz. Artık pazartesi günlerini boş verin. Şimdi başlamanın tam zamanı…

        Kışın elbiselerinizin ardına gizlendikten sonra kilo vermek için mayo sezonunun açılmasını beklemek, bahar ayları geldiğinde birdenbire spor yapmaya merak salmak, şok diyetlere  başvurmak ve Sağlık Bakanlığı onaylı olup olmadığına dikkat bile etmeden  güvenilirliğinden emin olmadığınız,  reklamlarında popüler kişilerin yer aldığı zayıflama ürünlerine saldırmak tanıdık geliyor mu? Evet ise size kötü bir haberimiz var: ‘Siz sadece estetik amaçlı zayıflama peşindesiniz ve kilo savaşını baştan kaybettiniz’. Obeziteyle ilgili yapılan çalışmalar, uzun kış döneminden sonra spor ve beslenme alışkanlıklarımızı tamamıyla değiştirmenin, sadece estetik sorunlara neden olmakla kalmayıp vücut direncini de azalttığını ve metabolizmayı da yavaşlatarak ilerleyen dönemlerde daha fazla kilo alınmasına neden olduğunu gösteriyor.  Halbuki sağlığınız için beslenmek ve formunuzu korumak bir yaşam şeklidir ve asla sezonluk bir aktivite olarak görülmemelidir. “Diyet” kelimesinin insan psikolojisini olumsuz etkilediğini ileri süren Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören bunun yerine sağlıklı beslenmeyle kilo vermenin önemini vurguladı. Akören, “Diyet çeşitli hastalıklara yönelik olarak yapılan bir beslenme şeklidir. Kilo vermek ise diyet yapmaktan ziyade bir yaşam tarzı değişikliğidir” dedi. İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Endokrinoloji Metabolizma ve Diyabet Bilim Başkanı Prof.Dr.Tamer Damcı ise dönemlik yapılan diyetlerin, sonradan alınan fazla kiloların esas müsebbibi olduğunu belirtiyor: “Diyet yaptıktan sonra yeniden kilo alınmasının en önemli nedeni nedir? Diyetin ve zayıflamanın kısa vadeli bir olay olarak görülmesidir. Çünkü zayıflama diye bir olay yok; sadece kilo kaybı ve bunun korunması var aslında. Kilo kaybından sonra uzun süreli bir efor yapamadıkları için bu başarısızlık olarak görülür. Diyetin kısa vadeli olarak görülmesi bir problemdir”. Eğer fazla kilolarınızdan şikayetçiyseniz vakitlice önleminizi almalı ve bu amacınıza ulaşma aşamanızda ‘mola’ vermemelisiniz.

            Çoğumuz biliyoruz ki kilo vermek ne kadar zorsa, kilo almak da o kadar kolaydır. Vermek için aylarca uğraştığımız fazla kilolar bir de bakarız geri gelmiş. Baharda verdiğimiz kilolar yavaş yavaş alınmaya başlandıysa gelecek baharı beklemeyin. Kilo verme, kilo alma döngüsü sağlığımızı olumsuz etkilediği gibi, bizi sosyal hayatımızdan uzaklaştıran, giyim tarzımızı zoraki değiştiren bir durumdur. Artık son dakika diyetlerini bırakalım. Zaman ayırarak, alışkanlıklarımızı değiştirebilecek, bizi kendimizden, sevdiğimiz tatlardan, ortamlardan uzaklaştırmadan bir yaşam tarzı oluşturalım.

 

Eğer diyet ve egzersiz programının yanı sıra zayıflama ürünleri kullanmak istiyorsanız bilmeniz gerekenler

 

Mutlaka Sağlık Bakanlığı Onayı arayın: piyasadaki bitkisel zayıflama ilaçlarının çoğu Tarım ve Köy işleri bakanlığı izinlidir . Ülkemizde Tarım Bakanlığı izinli bazı zayıflama tabletleri ölümcül sonuçlara yol açmış ve toplatılmıştır. Etkinliği ve güvenilirliği Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış bitkisel tabletleri tercih ediniz.

İlaç barkodlu ürünleri sadece doktor önerisiyle alın: Eğer zayıflama ürünleri OTC yani ara ürün kategorisinde ise  reçetesiz de güvenle kullanabilirsiniz. Ancak ilaç barkodlu sentetik  maddeler içeren ilaçlar yan etkilerinin fazla olması nedeniyle reçeteye tabidir ve doktor reçetesi olmadan alınmamalıdır.

Sadece eczanelerden temin edin: Zayıflama tabletlerini eczane dışında herhangi bir yerden almayın. Eczanelerde zayıflama tabletlerinin üzerinde Sağlık bakanlığı (SB) onaylı yazmasına dikkat edin.

Diyet desteği şart: Zayıflama tabletlerini kullanırken hafif bir diyet uygulamadığınız takdirde etkili bir sonuç almanız oldukça zordur

Düzenli kullanın: Zayıflama tabletlerini etkili sonuç almak için minimum 1 ay düzenli ve ara vermeden kullanmalısınız. Eczanelerde serbest satışına izin verilen tabletleri süre kısıtlaması olmaksızın güvenle kullanabilirsiniz

Bu güvenilir bitkisel tabletlerin başında exodex ve activin t gelir.

 

Diyetin uzun vadeli olmasının önemi
“Kilo vermeyi amaçlarken kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli mi plan yaparsınız?”

Çoğumuz bu soruya “tabii ki uzun vadeli” yanıtını veririz. Halbuki düşünecek olursak, bir ay rejim yaparak 5-6 kilo vermeyi amaçladığımız, veya bir düğüne gideceğimiz için üç hafta aç kalmayı planladığımız çok olmuştur. Ne yazık ki, bu kadar kısa sürede verilmiş olan kiloları genellikle kısa sürede geri almaya başlarız. Diğer bir deyişle, kısa süre içerisinde çok kilo verdiren rejimlerin, uzun vadede başarı oranları oldukça düşüktür. Amerika’da, kısa vadeli rejimler ile kilo veren her yüz kişiden yaklaşık 95’i, bir yıl içerisinde vermiş oldukları kiloları yeniden geri almaktadır.(28) Böylece kilo sorunu gündemden inmediği için de, piyasaya sürekli kolay başarı vaatlerinde bulunan yeni yeni rejimler çıkmaktadır.

Çoğumuzun yakın çevresinde sürekli rejimde bulunan kişiler bulunur. Bu kişiler her sohbette kilolarından, uygulamakta oldukları rejimin başarısı veya başarısızlığından ayrıntılı bir şekilde söz etmekten kendilerini alamazlar. Bu tipoloji yakından tanıdığınız birisini anımsatıyor mu? Peki, sizin de kilonuz sık sık değişime uğruyor mu? Vermiş olduğunuz kiloları, rejimden sonra geri almaya başladığınız hiç olmuş mudur? Yanıtınızın “evet” olması çok doğal. Herhalde binlerce kişi bu sorunla boğuşuyor.

Amerika’da bilim adamları ve araştırmacılar, on binlerce kişi tarafından uygulanmakta olan çeşitli rejimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasındaki nedenleri araştırdıklarında görülmüştür ki bu rejimlerin ortak yönü, kısa vadede çok kilo verdireceklerini vaat etmeleridir. Bir doktor, bazı hastaların günde 700 kalori aldıkları halde çok zor kilo verdiklerini gözlemiş; bunun üzerine kilo vermeye çalışan bazı hastaların diğerlerine oranla neden daha zor kilo verdiklerini araştırmaya başladığında, sık sık rejim yapıp kilo veren hastaların her yeni rejime girdiklerinde, vücutlarının direndiğini, dolayısıyla önceki rejimlere oranla daha yavaş kilo verdiklerini saptamıştır.

Bilim adamları bu verileri göz önünde bulundurarak, birbirini izleyen kilo alıp verme dönemlerinde vücudun tepkisini anlamak için laboratuar hayvanları üzerinde deney yapmışlardır. Deney hayvanlarına, önce bol yağlı besinler vererek kilo almalarını sağlamış; sonra eski kilolarına indirmişler; aynı işlemler ikinci kez tekrarlanmış. Amaç birbirini izleyen kilo alıp-verme dönemlerinde vücudun tepkisini ölçmek. Elde edilen sonuçlar oldukça ilgin. Kobaylar ilk kez rejime sokulduklarında, 21 gün içerisinde kilo vermişler; ikinci kez kilo aldıktan sonra ise, yeniden rejime başlatıldıklarında, aynı miktarda yedikleri halde, aynı kiloyu geri vermeleri tam 46 gün sürmüş. Kilo verme çabaları %100 zorlaşmış çünkü metabolizmanın çalışma hızının yavaşladığı görülmüş. Diğer bir deyişle, kilo alma ikinci kez de daha kolaylaşmış; ilk rejim sonrasında 45 gün içerisinde almış oldukları kiloyu ikinci rejim sonrasında sadece 14 gün içerisinde almışlar.(29)

Sık sık kilo alıp-veren bir kişinin vücudu kilo vermeye karşı direnmektedir. Vücut rejimle ilk kez karşı karşıya kaldığında, hazırlıksız yakalanmış oluyor ve metabolizma yavaşlayana kadar kilo kaybı çok hızlı gerçekleşiyor. Zamanla vücudumuzun metabolizması yavaşlamakta ve yağ depolayıcı enzimler neredeyse iki katına çıkabilmektedir. Böylece daha az yememize karşın hem daha zor kalori yakmaya, hem de daha çok yağ depolamaya başlarız.

Peki sık sık rejime giren bir kişinin metabolizması neden yavaşlar? Rejim yaparken bünye “açlık”tan dolayı düşük kalori aldığımızı sanır. Rejim sona erdiğinde eski yeme alışkanlıklarımıza dönecek olsak dahi,vücudumuz beklenmedik bir açlık döneminden bizi koruyabilmek amacıyla metabolizmasını yavaşlatır ve almış olduğumuz bütün kalorilerin değerlendirilmesine özen göstererek olası bir açlığa karşı önlem almaya başlar.Tabii bunu da, yediklerimizi eskisine oranla daha az kullanarak ve bol bol yağ depolayarak gerçekleştirir.
Kısacası düzensiz yapılan her rejimin sonucunda, daha yavaş bir metabolizma ve daha çok yağ depolanmış bir vücut elde etmiş oluruz.

Metabolizmanın kilo vermedeki rolünü saptamak amacı ile MAYO Kliniği ve George Washington Tıp Merkezi’nde çok sayıda hasta incelenmiştir. Hastalar arasında, “kronik” rejim yapanlar bulunmaktadır. Söz konusu kişiler, günde en fazla 800 kalori alarak beslendikleri halde pek başarılı sonuçlar elde edememişlerdir.(30) Demek ki, sık sık rejim yapan kişiler, minimum kalori alıyor olsalar bile, kilo vermekte zorlanmaktadırlar. Araştırma sonucu şöyle bir değerlendirme ortaya çıkmıştır:

Hastalar, kilo verebilmek için mümkün olduğunca az kalori almaları gerektiğine inanıyorlardı; halbuki, metabolizmalarının normal dengesine dönebilmesi için almakta oldukları kalori miktarını yükseltmeleri gerekmekteydi. Tabii bu, “bol bol yeselerdi kilo verirlerdi” diye yorumlanmalıdır! Bilimsel çevreler, rejim yaparken günde 1000-1200 kalorinin altına düşülmemesini önermektedirler.
Çok düşük kalorili rejimlerin başlangıçta yol açtıkları diğer bir durumda su kaybıdır. Rejimin başlangıcında çok hızlı kilo verebiliriz. Ancak, bu kilo kaybının büyük çoğunluğu su kaybından kaynaklanır. Böbrekler vücudun su kaybettiğini fark edince, belki de kendilerini garantiye almak amacıyla, suyu tutmaya başlarlar. Hızla kilo kaybetme olayı durur ve hatta bazı durumlarda vücutta gereğinden fazla su tutulabileceği için biraz kilo bile anılabilir. Biz de bu arada rejimin başarısızlığına inanıp ümitsizliğe kapılabiliriz.

Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr